Türkiye'nin NATO'ya Katılma Süreci
Türkiye'nin NATO'ya katılım süreci ve Avrupa ordusu tartışmaları

Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması'na (NATO) nasıl dahil olduğu ile ilgili süreç 1950 yılında başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı Avrupa'da Sovyet Bloğuna karşı üç ayaklı bir yapılanmaya gidildi. ABD ve Birleşik Krallık öncülüğündeki bu yapılanmanın ekonomik ayağını Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilatı, askeri ayağını NATO, siyasi ayağını ise Avrupa Konseyi oluşturmaktaydı.
Türkiye; İktisadi İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Konseyi'nin kurucu üyeleri arasındaydı. Avrupa Konseyi kurulurken savunma meselelerinin bu platformda görüşülmemesi kararlaştırılmıştı. Fakat uluslararası konjonktür Avrupa'nın o dönem tek uluslar üstü siyasal platformu olan Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi'ni, kimi ülkeler sıcak bakmasa da bu konuyu da ele almaya mecbur kıldı.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'daki belirsizlik, Soğuk Savaş, komünizm tehdidi ve son olarak da Kore'de patlak veren kriz, savunma konusunu gündemin ana maddelerinden biri haline getirmişti. Avrupa Konseyi kulislerinde Avrupa'nın siyasal ve ekonomik planda inşası kadar savunması da konuşuluyor, kıtanın yeniden inşasının 'ortak savunma' olmadan gerçekleşemeyeceğini söyleyenlerin sayısı artıyordu.
Konunun en çok dile getirildiği platform Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), en çok dile getirenler ise AKPM üyesi İngiliz parlamenterlerdi. Bunlar arasında 'Avrupa ordusu' fikrinin en hararetli savunucularının başını Winston Churchill çekiyordu. Churchill 11 Ağustos 1950'de bir AKPM genel kurul oturumunda söz alıp, Avrupa ordusu kurulması çağrısında bulundu.
Türkiye o tarihlerde Atlantik savunma sistemine dahil olmayı arzulamakta ve bu arzusunu AKPM üyesi parlamenterleri aracılığıyla dile getirmekteydi. Robert Schuman'ın katıldığı Avrupa savunması oturumunda AKPM Türk heyeti üyesi Osman Kapani de söz aldı ve Ankara'nın tutumunu şöyle özetledi: 'Avrupa'nın savunması bir bütündür. Avrupa kıtası Atlantik'te olduğu kadar Akdeniz'de de bir güçtür.'
Türk parlamenterlerin çıkışları AKPM genel kurulunda yankı uyandırdı. İngiliz muhafazakâr üye Harold Macmillan hür dünyaya 'güçlü' bir mesaj gönderilmesi gerektiğini söyledi: 'Türk dostlarımızın konuşmalarını, özellikle de Sayın Yalçın'ın çok ciddi beyanatını duyanlar sorunun önemini anlayabilir.'
Türkiye ve Yunanistan el ele verip Avrupa Konseyi cephesinde NATO üyeliği mücadelesi başlatmıştı. AKPM'nin 10 Aralık 1951 tarihli genel kurul oturumunda 'Avrupa Politikasının Hedef ve Perspektifleri' tartışılmaktaydı. Oturumda söz alan Türk ve Yunan parlamenterlerin en çok gündeme taşıdıkları konular arasında savunma ilk sıradaydı.
ABD ve İngiltere'nin ilk etaptaki çekincelerine ve Batı Avrupa'nın konu hakkında bölünmüş olmasına rağmen, Türkiye ve Yunanistan NATO'ya aynı tarihte, 18 Şubat 1952'de katıldılar. Avrupa ordusu kurulması amacıyla hazırlanan Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması ise bu iki ülke olmaksızın 27 Mayıs 1952'de Fransa, Batı Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetleri tarafından imzalandı.