Isparta'nın Sessiz Devrimi: Sanayi Neden Anadolu'ya Taşınmalı?
TEMEL ÇIKARIM: Isparta'daki endüstriyel ısıtma başarısı, Türkiye sanayisinin Anadolu'ya yayılma potansiyelini gösteriyor ama ancak kümelenme, üniversite-sanayi işbirliği ve devlet desteğiyle ölçeklenirse kalıcı etki yaratır. Aksi halde, bireysel başarı hikâyesi olarak kaybolur.
1970'lerde Japonya'nın Toyota şehri Nagoya'sını ziyaret eden Amerikalı işadamları şaşkınlığa düşmüştü: Otomobil endüstrisinin kalbi, görkemli Tokyo'da değil, kimsenin adını duymadığı bir sanayi kentinde atıyordu. Bugün benzer bir hikâye Türkiye'nin sessiz coğrafyasında yazılıyor. Isparta. Evet, gül bahçeleriyle anılan, popülasyon olarak 1 milyona yaklaşmayan bu Anadolu şehri, şu anda 20'den fazla ülkeye endüstriyel ısıtma sistemleri ihraç ediyor. Peki bu, sadece güzel bir başarı öyküsü mü yoksa Türkiye sanayisinin geleceğine dair çok daha derin bir mesaj mı taşıyor?
Rakamlar Büyük Resmi Anlatıyor
2018 yılında üretime başlayan bu firma, 8 yıllık süreçte 500'ün üzerinde sistem teslimatı gerçekleştirmiş. Yılda ortalama 62-63 birim demek bu. İlk bakışta sıradan görünebilir, ancak detaya indiğimizde tablo değişiyor: Üretilen ürünlerin %70'i ihraç ediliyor. Türkiye imalat sanayisinin ihracat ortalaması %35-40 bandında seyrederken, Isparta'daki bu firmanın neredeyse ikiye katlamış ihracat oranı, ürün kalitesi ve rekabet gücü hakkında somut bir gösterge sunuyor.
Almanya, Fransa, İtalya gibi yerleşik Avrupa pazarlarına satış yapabilmek tesadüf değil. Bu ülkeler, enerji verimliliği ve emisyon standartları konusunda dünyanın en katı düzenlemelerine sahip. Bir Isparta firmasının bu pazarlarda tutunabilmesi, teknolojik olarak ciddi bir eşiği aştığını gösteriyor. Özellikle Almanya'nın tarımsal ısıtma pazarı, yıllık 2,4 milyar Euro büyüklüğünde ve bu pazarda yer edinmek, sadece fiyat rekabeti değil, AR-GE kapasitesi gerektirir.
Neden Merkez Değil, Çevre Kazanıyor?
Klasik ekonomi teorileri şunu söyler: Sanayi, sermaye ve insan kaynağının yoğun olduğu merkezlerde gelişir. İstanbul, İzmir, Kocaeli gibi bölgeler bu mantığın ürünü. Ama 21. yüzyılda kurallar değişiyor. Isparta örneği, yeni bir modelin sinyallerini veriyor: Uzmanlaşmış, niş üretim yapan, düşük maliyetli coğrafyalarda kurulu, küresel pazara doğrudan bağlanan işletmeler.
Bu firmanın Isparta'da olmasının birkaç stratejik avantajı var. Birincisi, işçilik maliyetleri. İstanbul'da nitelikli bir teknisyen aylık 35-40 bin TL alırken, Isparta'da aynı nitelikte eleman 25-28 bin TL'ye çalışıyor. İkincisi, arazi ve enerji maliyetleri. Üçüncüsü ve belki en önemlisi: Yerel yönetimlerin destekleri. Isparta Valiliği ve Belediyesi, son 6 yıldır aktif sanayi teşvik politikaları uyguluyor. Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulan firmalara vergi indirimleri, elektrik desteği ve lojistik kolaylıklar sunuluyor.
Ama asıl dönüşüm başka bir noktada gerçekleşiyor: Dijital altyapı. 2020 sonrası Türkiye'nin fiber internet altyapısının yaygınlaşması, Anadolu kentlerini global pazara doğrudan bağladı. Isparta'daki bir mühendis, Almanya'daki bir müşteri ile Zoom'da teknik toplantı yapabiliyor, CAD çizimleri anlık paylaşabiliyor, sipariş yönetimi ERP sistemleri üzerinden gerçekleştiriliyor. Fiziksel uzaklık, artık rekabet dezavantajı olmaktan çıktı.
İki Karşıt Perspektif: İyimserlik ve Şüphecilik
Bir grup ekonomist diyor ki: "Isparta modeli, Türkiye'nin sanayide dönüşümünün başlangıcı. Anadolu'nun her kentinde benzer örnekler çıkacak, sanayi İstanbul çemberinden çıkıp dağılacak, bu hem dengeli kalkınmayı hem de maliyetleri düşürecek." Gerçekten de bazı veriler bu tezi destekliyor. 2023-2025 döneminde Kayseri'den elektronik komponent, Konya'dan tarım makineleri, Gaziantep'ten gıda işleme ekipmanları ihracatı üç katına çıktı. Anadolu sanayisi uyanıyor.
Öte yandan şüpheciler şöyle diyor: "Bu istisnai örnekler. Tek bir başarılı firma, sistemik bir değişimi göstermez. Isparta firması büyüdükçe, önünde sonunda İstanbul'a taşınacak çünkü lojistik, kalifiye eleman havuzu, finans erişimi hâlâ büyük kentlerde. Ayrıca, 100 kişilik istihdam büyük başarı gibi sunuluyor ama Türkiye'nin 1,5 milyon işsizlik sorunu var. Bu ölçek hiçbir şeyi çözmez."
Bu eleştirinin haklı yanları var. Gerçekten de, bu firma yarın 500 kişilik istihdama ulaşsa bile, makro düzeyde etki sınırlı kalır. Ayrıca, ihracatın %70 olması şık görünüyor ama 350 sistemin global ısıtma ekipmanları pazarındaki payı %0,001'in altında. Yani global ölçekte hâlâ çok küçük bir oyuncuyuz.
Benim Tezim: Isparta Modeli Ölçeklenmeli, Yoksa Kaybolur
Kanımca, Isparta örneği muazzam bir potansiyel taşıyor ama ancak ve ancak ölçeklenirse anlamlı olur. Şu anda olan şey, birkaç girişimcinin bireysel başarısı. Bunun sistemik bir dönüşüme evrilmesi için üç kritik adım atılmalı:
Birincisi, Isparta'da bir endüstriyel ısıtma ve enerji sistemleri kümelenmesi yaratılmalı. Tek firma değil, 15-20 firma birbiriyle yan yana çalışmalı. Yan sanayi, tedarikçiler, AR-GE merkezleri, test laboratuvarları aynı bölgede toplanmalı. Silikon Vadisi gibi düşünün: Tek bir Apple değil, yüzlerce şirketin birbirini besleyen bir ekosistem oluşturması. Isparta, Türkiye'nin "Isıtma Vadisi" olabilir. Bu, hayal değil, İtalya'nın Emilia-Romagna bölgesinde makine endüstrisi, Almanya'nın Baden-Württemberg'inde otomasyon sistemleri tam da böyle gelişti.
İkincisi, üniversite-sanayi işbirliği derinleştirilmeli. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, endüstriyel ısıtma mühendisliği üzerine spesifik bir program açmalı. Öğrenciler, stajlarını bu firmada yapmalı, mezun olunca hazır iş gücü olmalı. Almanya'nın meslek lisesi modeli burada işe yarayabilir. Şu anda firmanın kalifiye eleman bulma sorunu yaşadığına dair sinyaller var; bu çözülmezse büyüme duracak.
Üçüncüsü, ihracat pazarları çeşitlendirilmeli. Avrupa iyi ama kırılgan. Enerji politikaları ani değişebilir, korumacılık artabilir. Orta Doğu, Orta Asya, Afrika gibi bölgelerde dev bir tarımsal modernizasyon dalgası var. Özbek seracılık sektörü, Fas'ın tarımsal ısıtma ihtiyacı, Etiyopya'nın yüksek rakımlı tarımı… Bu pazarlar henüz keşfedilmedi. Firmanın buralara açılması için devlet desteği şart.
Üç Ay Sonra Ne Olacak?
Mayıs 2026'ya gelindiğinde, bu firmanın sipariş portföyünde %25-30 artış olacağını öngörüyorum. Sebep basit: Avrupa Birliği'nin Haziran 2026'da yürürlüğe girecek yeni emisyon düzenlemeleri, eski ısıtma sistemlerini yasadışı hale getirecek. Almanya ve Fransa'daki binlerce sera, toplu konut kompleksi, endüstriyel tesis uyumlu sistem arayacak. Isparta firması, doğru zamanda doğru üründe.
Ama daha önemlisi, Eylül 2026'da Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın, Isparta'yı pilot bölge olarak seçip "Yeşil Sanayi Kümelenmesi Projesi" başlatmasını bekliyorum. Eğer bu gerçekleşirse, 2027 sonuna kadar Isparta'da 8-10 yeni firma kurulacak, istihdam 1000 kişiye ulaşacak. Eğer gerçekleşmezse, bu firma büyüyecek, ama Isparta'da kalmayacak. Muhtemelen Kocaeli'ne taşınacak ve fırsat kaçacak.
Son Söz
Isparta'daki bu firma, Türkiye'nin sessiz, küçük, görünmeyen köşelerinde neler olabileceğinin kanıtı. Ama tek başına yetersiz. Eğer Türkiye, gelecek 10 yılda sanayi yapısını dönüştürmek istiyorsa, bu modeli 50 farklı kentte, 50 farklı sektörde tekrarlamalı. Yoksa Isparta, sadece güzel bir anekdot olarak kalır — ve biz, tarih kitaplarında "keşke" diye başlayan cümleler kurarız.