Ana Sayfa
Siyaset

İsrail Dışişleri Bakanı Saar'dan Lübnan açıklaması

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Lübnan ile anlaşma sonrası Hizbullah'ın silahsızlandırılana kadar Lübnan'ın güneyini işgalde bırakmayacaklarını açıkladı.

28 Haziran 2026 13:481 görüntülenmeKaynak: AA Güncel
İsrail Dışişleri Bakanı Saar'dan Lübnan açıklaması

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Beyrut yönetimi ile ABD arabuluculuğunda imzaladıkları çerçeve anlaşmaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Saar, Hizbullah'ın silahsızlandırılana kadar Lübnan'ın güneyinde işgali sürdüreceklerine işaret etti.

İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Saar, 'Lübnan ile deniz sınırının belirlenmesiyle ilgili anlaşmanın, Hizbullah'ın silahsızlandırılması anlamına gelmediğini, bu konuda kararlı olduklarını' belirtti. Saar, 'Hizbullah'ın silahsızlandırılması' konusunda ısrarlı olduklarını ve bu sürecin tamamlanana kadar Lübnan'ın güneyinde askeri varlıklarını sürdüreceklerini vurguladı.

Lübnan ile İsrail arasında deniz sınırının belirlenmesiyle ilgili anlaşma, 27 Ekim 2022'de Beyrut'ta imzalandı. Anlaşma, ABD'nin arabuluculuğunda ve Avrupa Birliği'nin (AB) mali desteğiyle gerçekleşmişti. Bu anlaşma, iki ülke arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.

İsrail ile Lübnan arasında deniz sınırının belirlenmesi, özellikle doğal gaz rezervlerinin'exploitation'a açılması açısından büyük önem taşıyor. Her iki ülke de son yıllarda Akdeniz'de önemli miktarda doğal gaz rezervi keşfetti ve bu kaynakların işletilmesi konusunda anlaşmazlık yaşıyorlardı.

Anlaşmanın ardından İsrail Başbakanı Yair Lapid, 'Bu anlaşma, İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda Lübnan ile ilişkilerinde de ilerleme kaydetmesini sağlayacak' ifadelerini kullanmıştı. Lübnan Başbakanı Najib Mikati de anlaşmayı 'ülkesinin egemenliğini ve haklarını koruyan bir anlaşma' olarak değerlendirmişti.

Ancak Saar'ın açıklamaları, İsrail'in Hizbullah konusunda taviz vermeyeceğini ve güvenlik endişelerini ön planda tutacağını gösteriyor. Bu durum, bölgede tansiyonun düşmesi adına atılan adımların sürdürülmesi gerektiğini ancak tarafların güvenliği konusunda hassas olduklarını bir kez daha ortaya koyuyor.